Alev Akal - Uzman Psikolog Terapist logosu

Kekemelik

Kekemelik

Konuşma becerisi ilk yıllarda çok hızlı geliştiği için konuşma problemleriyle de en sık çocukluk çağında karşılaşılır. Bu yüzden aileler özellikle 12–18 ay içindeki çocukların dil gelişimleri dikkatlice izlemelidirler. Eğer herhangi bir dil ve konuşma sorunundan şüphelenilirse yardım almak için zaman uygundur ve bir doktora başvurulması gerekir. Doktor, çocuğunuza yardım edilmesi gerektiğini düşünüyorsa, genel gelişimiyle belirleyici dil ve konuşma özelliklerinin değerlendirilebileceği, varsa üniversitelerin dil ve konuşma bozuklukları birimlerine, dil ve konuşma terapistine yoksa çocuk gelişimi, çocuk ruh sağlığı ya da özel eğitim gibi birimlerine ve özel merkezlere ulaşalmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken şey, belirtilerin sıklığı ve devamlılığıdır.

Aşağıdaki genel durumlar konuşmada sorun olduğunu düşündürür ve zaman geçirmeden yardım aranmalıdır:

Dil ve Konuşma Problemlerine Neden Olabilecek Durumlar

1) Ağız, diş ve çene yapısını, solunum kaslarını etkileyebilecek yarık damak gibi yapısal anormallikler, diyafram kusurları, diş eksikliği konuşmanın anlaşılmasını zorlaştırabilir.

2) Gebelikte geçirilen enfeksiyonlar, ilaç kullanımı, erken doğum, doğum güçlükleri çocuğun konuşma gelişimini etkileyebilir.

3) Doğumdan sonra, ilk yıllarda ve özellikle konuşma açısından kritik yaşlarda yaşanan ve konuşmayla ilgili bölgeleri etkileyebilecek hastalıklar (enfeksiyonlar, havaleler, kalp hastalıkları, kazalar, zehirlenmeler, vs.) konuşmanın gelişimine engel oluşturabilir.

4) Seçici konuşmazlıkta yalnız iyi tanıdığı kişilerle konuşma, ses kısılması veya konuşamama, istemli fısıldamada kısık sesle konuşmanın tercih edilmesi, hastalıkta bilinçli olarak konuşmama durumu söz konusudur.

5) Sosyo-ekonomik yetersizlikler, anne-babanın sağlık sorunları, çocuğun bakımında ihmal derecesinde yetersizlikler, sözel uyaranların yoksunluğu, çocuğun konuşma pratiği yapabileceği ortamlar bulamamasına neden olur.

6) Kazalar, düşme, hastalıklar, tümörler, vb. nedenlerle beyin sarsıntısına uğramış

çocuklardaysa, sarsıntının yeri ve şiddetine bağlı olarak, dil sorunları görülmesi olağandır. Bunlara ek olarak, kötü davranılmış ve örselenmiş çocuklarda da çevresel nedenlerden dolayı da olsa, dil gelişimleri açısından gerilik görülmektedir.

7) Çocuklar konuşmalarını bir şok veya duygusal çatışma nedeniyle de kaybedebilirler. Korkular, heyecanlar, aile hayatındaki büyük değişiklikler, yeni bir kardeşin doğumu gibi durumlar konuşmayı etkiler.

ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞU ( Fonolojik Bozukluk-Boğumlanma)

Artikülâsyon: Dil, çene, dişler, dudaklar ve yumuşak damağın, ses tellerinden gelen havayı kullanarak seslerin, hecelerin, sözcüklerin oluşturulmasında kullanılmasıdır.

Artikülasyon bozukluğu nedir?

Kişi sesleri, heceleri ya da sözcükleri doğru biçimde kullanamıyorsa ve bundan dolayı da dinleyici, kişinin ne dediğini anlamayıp daha dikkatli dinlemek zorunda kalıyorsa bu kişilerdeki bozukluk, artikülasyon bozukluğu olarak adlandırılabilir. Bu durumda kişi, lehçesine uygun, gelişimsel olarak çıkartması beklenen sesleri çıkartamaz. Aileler ya da öğretmenler çocuğun bir sesin yerine bir başka ses kullandığını, bazı sesleri söyleyemediğini, ‘konuşmasının anlaşılamadığını’ vb. ifade ederler. Küçük çocuklarda bu durum sıkça görülmekle birlikte zamanla düzelmektedir. Yaş ilerledikçe beklenen düzelme gerçekleşmiyorsa yardım gerekebilir.

Artikülasyon Bozukluğunun Çeşitleri:

1-Sesin Düşürülmesi ya da Atlanması: Daha çok küçük çocuklarda, yetişkinlerde ise seyrek olarak, görülür. Bir sözcüğü oluşturan seslerin tümü çıkarılmadan sözcüğün söylenmeye çalışılması durumunda ortaya çıkar.

Örneğin; Saat- sat, hayvan- ayvan, havlu-avlu, araba-arba, gödüm-gördüm, kapi-api, hava-ava vb. seklinde söylenir.

2-Ses Eklenmesi: Çocukların bir kısmı bazı sözcükleri aslında o sözcükte olmayan başka sesleri ekleyerek söylerler. Genellikle birbiri ardına gelen iki ünsüzün arasına bir ünlü ekleyerek söylemeye çalışırlar, ancak başka seslerde eklenebilir. Bu sözcük başı, ortası ya da sonunda olabilir.

Örneğin; Tren-tiren, Recep-Irecep, Spor-sipor, Saat-sahat, Psikoloji-pisikoloji, havluavlu vb.

3-Sesin Değiştirilmesi: Sık görülen artikülasyon bozukluklarından biridir. Sözcük içinde çıkarılması güç gelen bir ses çocuğa çıkarılması kolay gelen bir sesle değiştirilir. Değiştirmeler bazen sözcüğün başındaki seste bazen de ortasındaki seslerde olur. Bazen sözcük içindeki seslerin yeri değiştirilerek de yapılabilir.

Örneğin; Para-paya, sari-sayi, araba-ayaba (Örneklerindeki gibi ‘r’ yerine ‘y’ sesi

kullanılabilir) Takvim-taklim, defter-tevter, yüzük-yüsük, toprak-torpak, kamyon-kaymon, köprükörpü

(Örneklerindeki gibi yanlış öğrenmeye dayalı olabilir)

4-Sesin Bozulması: Sözcük oluşturulurken esas çıkarılması gereken ses olduğundan baska ses çıkarılarak konuşulur. Bu da konuşmayı özürlü hale getirir.

Örneğin; Gelir-gelix-geliy-gelüm ( ‘x’ yöresel olarak çıkarılan bir sestir) Karagözkaxgöz

Ne yapılmalıdır?

KEKEMELİK

Kekemelik, kişinin tekrar kekeleme kaygısıyla konuşma sesi, hece, sözcük ya da, cümleciklerin irkilme, duraklama, uzatma, patlatma, yinelemeler ve bazen bunların yanında, birtakım yüz, el, kol ve vücut devinimleri gibi belirtilerle konuşmanın ritim ve akıcılığında oluşturduğu iletişim bozukluğudur.

Kekemeliğin çoğunluk tarafından kabul edilmiş bir tanımı yoktur. Bazıları kekemeliği bir ritim bozukluğu olarak kabul ederler. Ritim bozukluğuna konuşmanın akıcılığındaki bozukluğu ekleyenler de vardır. Kekemelik, dil ve konuşma gelişiminin ilk evrelerinde ortaya çıkmaktadır. Konuşmanın akışında, ritminde veya akıcılığında bir bozukluk olması durumudur.

Kekemelik bir hastalık değildir. Genellikle 2–7 yaş arasında ortaya çıkar, en çok 3–5 yaş arasında görülür.

Erkek çocuklarda daha ağır seyreder.

Kız-erkek oranı 1/5 tir.

Yapılan araştırmalara göre kekemelik görülen kişilerin ailelerinde de kekemelik oranı yüksektir.

Kekemeliğin Nedenleri:

Günümüzde kekemeliğin nedenlerine dair ileri sürülmüş pek çok farklı kuram vardır. Bunların hiçbiri kesin ve net bir şekilde kekemeliğin nedenini ortaya koyamamıştır. Farklı bireylerde farklı nedenleri olabilir, organik ve çevresel etkenler ya da birkaç etken bir araya geldiğinde de ortaya çıkabilir. Ancak, kekemeliğin nedeninin psikolojik olmadığı bilimsel olarak kabul edilen bir gerçektir. Yani hiçbir çocuk, korktu ya da üzüldüğü için kekeme olmaz. Bu gibi duygusal durumlar, eğer çocukta genetik bir yatkınlık söz konusu ise (birincil derecede akrabalarında kekemelik öyküsü varsa) tetikleyici bir rol oynayabilir.

Kekemeliğin Belirtileri:

Örneğin; ‘sosis’ kelimesini söylerken ‘so-so-so-sosis’ ya da ‘sssssssosis’ diyebilir.

Görünme Sıklığı Nedir?

1.Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar (2-6 yaş). Kekemeliğin ortaya çıkma yaşı bazı durumlarda, okul çağına, nadiren yetişkinliğe rastlamaktadır.

Kekemelik, toplumda % 3 oranında görülmektedir. Çocuklarda genellikle ailedeki daha küçük çocuklarda görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha çok görülmektedir. Ketsel kesimlerde kırsala göre daha çok gözlenmektedir. En çok 2-6 yaş arasında görülmekte olup, ortalama başlangıç yaşı 5 yas civarıdır.

2.Daha yaşlı kekemelik vakalarının daha çok durakladıkları, hava akımlarındaki kesilmelerin , ses tellerine uygulanan basıncın, iletişim kurma korkularının daha yüksek olduğu ve konuşma durumlarından kaçınmanın daha çok görüldüğü saptanmış.

3.Genel olarak erkek çocukların kızlara göre daha karmaşık düzeyde kekelemelerinin olup, daha çok kekeleyerek, daha az karşılarındakilerle göz göze gelmeye çalıştığı, iletişim kurmaktan kaçındıkları, dolayısıyla tedavilerinin de daha uzun sürdüğü belirlenmiştir.

4.Bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde kaybolmakta, bunun dışında tedavi edilmeyen vakalar omur boyu sürmektedir.

Ne yapılmalıdır?

Kekemeliği Artıran Durumlar:

Telefon görüşmeleri, bir isim söylerken, önemli bir şey söylemek isterken, zaman yetersizliğinde, kekeleyen kişiyi zor anlayacağı düşünülen birileri ile konuşulduğunda, önemli bir şahıs ile konuşulduğunda ve geniş bir dinleyici kitlesine konuşulduğunda ortaya çıkmaktadır.

Kekemeliğin Azaldığı ve Ortadan Kalktığı Durumlar:

Şarkı söylerken, koro şeklinde ya da başka birisiyle birlikte okurken, fısıltıyla konuşurken, küçük çocuklarla konuşurken, yüksek sesin bulunduğu ortamlarda konuşurken, monoton konuşurken, metronomun (tempo tutmaya yarayan bir aygıt) ritmik vuruşlarıyla konuşurken azalmakta ya da ortadan kalkmaktadır.

Ailelere Öneriler

Geri Dön
fide@fidedanismanlik.com 0533 771 8270 0533 057 00 75